1 Nisan 2010 Perşembe
30 Mart 2010 Salı
şaşkın ve tembel yıldızlar
"... Abuk subuk konulara girdik. reenkarnasyon falan gibi. Ona Mozart'ın CDler, internet vs. sayesinde dünyaya yeniden geldiğini söyledim. Peşine Beethoven ve Debbussy'yi hatta tezimi güçlendirmek için John Lennon'u da ekledim. "Onları yaşadığı çağda o kadar az insan dinliyordu ki, teknoloji ve iletişim olanakları yüzünden dinleyici sayısındaki artışa bakarsak onları günümüzde yaşıyor olarak kabul edebiliriz. Hatta kendi dönemlerinin değil, bugünün müzisyenleri sayılabilirler" gibi şeyler söyledim. İşte sana reenkarnasyon! Hiç etkilenmedi. Böyle gerçekçi mavralara takacak türden biri değildi. Samimi bir şekilde dünyaya yeniden gelindiğine inanıyordu.
..."
..."
Behiç AK, Yıldızların Tembelliği, s.95.
Alıntının ortaya çıkış süreci:
- Tuna Kiremitçi ve İclal Aydın kişilerinin ayar ve istifa süreçlerini (bknz:not1) öğrenme, şaşma, gülme, hadi yaa deme
- Ipod listesindeki sevilen çello albümünde Jacqueline du Pré'ye rastlayıp gülümseme
- Akla gelen yazıyı arayıp bulma
- Kaç zamandır blog kel kaldı, bari oraya yazayım boşa gitmesin diye düşünme
not1: Konuyla ilgili bilgi için google da çellist, kiremitçi, aydın kelimelerini aratmak yeterlidir.
not2: Behiç Ak, yazarın önceki yazılarında atıfta bulunduğu siyah-beyaz gazeteyi şenlendiren çizerlerdendir. Parmak-marifet ilişkisi karmaşık olan çizerin pek güzel tiyatro oyunları ve yukarıda alıntısı yapılan çok özgün bir öykü kitabı vardır.
- Tuna Kiremitçi ve İclal Aydın kişilerinin ayar ve istifa süreçlerini (bknz:not1) öğrenme, şaşma, gülme, hadi yaa deme
- Ipod listesindeki sevilen çello albümünde Jacqueline du Pré'ye rastlayıp gülümseme
- Akla gelen yazıyı arayıp bulma
- Kaç zamandır blog kel kaldı, bari oraya yazayım boşa gitmesin diye düşünme
not1: Konuyla ilgili bilgi için google da çellist, kiremitçi, aydın kelimelerini aratmak yeterlidir.
not2: Behiç Ak, yazarın önceki yazılarında atıfta bulunduğu siyah-beyaz gazeteyi şenlendiren çizerlerdendir. Parmak-marifet ilişkisi karmaşık olan çizerin pek güzel tiyatro oyunları ve yukarıda alıntısı yapılan çok özgün bir öykü kitabı vardır.
18 Mart 2010 Perşembe
zaman kapsülü
Yeterlik çalışması adı altında, 6 küsür yıl önceki halimin tuttuğu notlara bakarken pek bir hislendim. Mümkün olsa o zamana gidip dost kazığı, hayatta kalma mücadelesi ve okul stresi formunda kendi ölçülerinde hayatın sillesini yemiş olan kendimin sırtını sıvazlamak, biriki teselli/cesaret sözü söylemek istedim.
15 Mart 2010 Pazartesi
3 günlük hava durumu
Cumartesi
Kimbilir nerde ne zaman hangi şartlarda yitirdiğim özgüven, hayatta yokluğunun en çok arıza çıkardığı şeyler listemde daima bir numaradır. Para pul gibi değildir, e napalım yok diyip sakin sakin oturamazsınız, zira her davranışınızda kendini göstertir. Gün gelir o davranışa maruz kalanlar suçlamak, yakınmak, şikayet etmek suretlerinde tepkilerini gösterirler. Özgüvensizlik yüzünden ortaya çıkan davranışın eleştirilmesi, zaten ezik olan bünyeyi daha bi bozup olayı en kallavisinden bir kısır döngüye dönüştürür. Okuyucunun tahmin ettiği üzre, yazarı bu döngüye pek çok kereler girmiş, bir yenisi sayesinde de şu an okunanları yazmaya başlamıştır.

Cuma gecesinden başlayıp Cumartesi sabahının yavaş yavaş öğlene benzemeye başlayan saatlerine kadar geçen zamanı, yaşadığım bu bilmemkaçıncı bocalama krizini hafifletmek için mutfakta geçirdim. Mutfakta kafa dağıtılabileceği fikri MorKoyun'a, tarif Evren'e, geri kalan herşey naçizane GünlükSüt'e aittir, bilhassa rozet ve karışık olan kafa. Hem tarif, hem mutfakta zaman geçirmek şiddetle tavsiye edilir.
Pazar
Siyasetten ekonomiden henüz anlamayan evin küçüğü için, eve giren siyah beyaz gazetenin tek eğlencesi çizerleridir. Bu pazar bu fikrim biraz değişti.

Kim demiş bizim gazete renksiz diye :)
Pazartesi

Bahar mı yalancı, sen mi baharın yalancısısın?
Cuma gecesinden başlayıp Cumartesi sabahının yavaş yavaş öğlene benzemeye başlayan saatlerine kadar geçen zamanı, yaşadığım bu bilmemkaçıncı bocalama krizini hafifletmek için mutfakta geçirdim. Mutfakta kafa dağıtılabileceği fikri MorKoyun'a, tarif Evren'e, geri kalan herşey naçizane GünlükSüt'e aittir, bilhassa rozet ve karışık olan kafa. Hem tarif, hem mutfakta zaman geçirmek şiddetle tavsiye edilir.
Pazar
Siyasetten ekonomiden henüz anlamayan evin küçüğü için, eve giren siyah beyaz gazetenin tek eğlencesi çizerleridir. Bu pazar bu fikrim biraz değişti.
Kim demiş bizim gazete renksiz diye :)
Pazartesi
Bahar mı yalancı, sen mi baharın yalancısısın?
12 Kasım 2009 Perşembe
...
3 Haziran 2009 Çarşamba
kitapları, abaküsü ve mavi torbası...
Renklendirip öyle bloga koymak vardı aklımda ama biliyorum ki renklendirmeyi beklersem yalan olacak. Siz torbayı mavi hayal edin, resim kalitesine de pek bakmazsanız gerisi önemli değil. Maksat paylaşmak değil mi zaten?

Kitaplar, abaküs ve mavi torba neyin nesi diyenlere: ilerde belki anlatırım, ama hiç belli olmaz :)

Kitaplar, abaküs ve mavi torba neyin nesi diyenlere: ilerde belki anlatırım, ama hiç belli olmaz :)
28 Mayıs 2009 Perşembe
pergamon çağı - değişimin seyir defteri
Geçen yıldan bu yana hiç atacağımı düşünmediğim adımlar attım, yapacağıma ihtimal vermediğim şeyler yaptım, olmayacağına inandığım hayaller kurdum; bazıları gerçekleşerek beni mutlu etti, bazıları gerçekleşmeyerek :) Bu aralar yapılması ve aşılması gereken şeylerin altında kalmamakla uğraşıyorum. Bu yoğunluk arasında, bir süredir şanssız sebeplerle aksayan seramik seansımızın dün akşam gerçekleşmesi beni biraz toparladı, diğer seanslardan farklı yapan bir yönüyle de beni epey düşündürdü. Farklı yapan şudur ki, Kasım ayından beri bana bambaşka bir dünyanın kapısını açan Pergamon Sanat Evi'nin çatısı altında geçen son seramik saatleriydi. Seramikten ve seramiğin bana kazandırdıklarından (hem insan hem duygu formunda) vazgeçmeye hiç niyetim yok, ama biliyorum ki asla Pergamon'daki gibi de olmayacak.
Yapacağıma ihtimal vermediğim şeylerden biri, blogunun sessiz bir okuyucusu olduğum Pino'ya depresyona girdi diye kızıp mesaj atmamdı :) Pino'yla Pergamon'a gitmek üzere ıssız bir yolda birbirimizi bulmamız bu olayın birkaç hafta sonrasına düşer, merak edenler bu karşılaşmayı ve seramikle tanışmamızı Pino'nun kelimelerinden okuyabilirler. O günden dün geceye kadar geçen zamanı Pergamon çağı diye adlandırmak çok da yanlış olmaz. Herşeyden önce, kabuğunu kırıp bir topluluk toplantısına bile gidemeyen ben, aynı gün tanıştığım iki kişiyle seramik kursuna gittim ve bırakmadım. Yıllardır alışkın olduğumdan farklı, bambaşka insanlarla tanıştım, özlemini çektiğimi farkettiğim sohbetler yaptım. Seramikten güzel şeyler çıkarabildiğimi görüp mutlu oldum. Süreçten keyif alamayan, üstüne kötü sonuçlara tahammülü az bir insanken fırında patlamış işime üzülmediğimi gördüm. Dünyamı genişlettiğimi hissettim, haftada 3 saat sanki çok uzak bir memlekete gidip gelmek gibiydi Pergamon'da geçen saatler. Ve Pergamon'a gitmek bir dost evine uğramaktan hiç farklı olmadı.
Seramik maceramız farklı bir ev sahibiyle başka bir çatı altında ama gerisi aynı kalan bir ekiple devam edecek. Pergamon'da ve Pergamon yaşamımdayken onun dışında yaşadıklarımsa mavi torbamın içinde hep benimle olacak.
Yapacağıma ihtimal vermediğim şeylerden biri, blogunun sessiz bir okuyucusu olduğum Pino'ya depresyona girdi diye kızıp mesaj atmamdı :) Pino'yla Pergamon'a gitmek üzere ıssız bir yolda birbirimizi bulmamız bu olayın birkaç hafta sonrasına düşer, merak edenler bu karşılaşmayı ve seramikle tanışmamızı Pino'nun kelimelerinden okuyabilirler. O günden dün geceye kadar geçen zamanı Pergamon çağı diye adlandırmak çok da yanlış olmaz. Herşeyden önce, kabuğunu kırıp bir topluluk toplantısına bile gidemeyen ben, aynı gün tanıştığım iki kişiyle seramik kursuna gittim ve bırakmadım. Yıllardır alışkın olduğumdan farklı, bambaşka insanlarla tanıştım, özlemini çektiğimi farkettiğim sohbetler yaptım. Seramikten güzel şeyler çıkarabildiğimi görüp mutlu oldum. Süreçten keyif alamayan, üstüne kötü sonuçlara tahammülü az bir insanken fırında patlamış işime üzülmediğimi gördüm. Dünyamı genişlettiğimi hissettim, haftada 3 saat sanki çok uzak bir memlekete gidip gelmek gibiydi Pergamon'da geçen saatler. Ve Pergamon'a gitmek bir dost evine uğramaktan hiç farklı olmadı.
Seramik maceramız farklı bir ev sahibiyle başka bir çatı altında ama gerisi aynı kalan bir ekiple devam edecek. Pergamon'da ve Pergamon yaşamımdayken onun dışında yaşadıklarımsa mavi torbamın içinde hep benimle olacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
