28 Mayıs 2009 Perşembe

pergamon çağı - değişimin seyir defteri

Geçen yıldan bu yana hiç atacağımı düşünmediğim adımlar attım, yapacağıma ihtimal vermediğim şeyler yaptım, olmayacağına inandığım hayaller kurdum; bazıları gerçekleşerek beni mutlu etti, bazıları gerçekleşmeyerek :) Bu aralar yapılması ve aşılması gereken şeylerin altında kalmamakla uğraşıyorum. Bu yoğunluk arasında, bir süredir şanssız sebeplerle aksayan seramik seansımızın dün akşam gerçekleşmesi beni biraz toparladı, diğer seanslardan farklı yapan bir yönüyle de beni epey düşündürdü. Farklı yapan şudur ki, Kasım ayından beri bana bambaşka bir dünyanın kapısını açan Pergamon Sanat Evi'nin çatısı altında geçen son seramik saatleriydi. Seramikten ve seramiğin bana kazandırdıklarından (hem insan hem duygu formunda) vazgeçmeye hiç niyetim yok, ama biliyorum ki asla Pergamon'daki gibi de olmayacak.

Yapacağıma ihtimal vermediğim şeylerden biri, blogunun sessiz bir okuyucusu olduğum Pino'ya depresyona girdi diye kızıp mesaj atmamdı :) Pino'yla Pergamon'a gitmek üzere ıssız bir yolda birbirimizi bulmamız bu olayın birkaç hafta sonrasına düşer, merak edenler bu karşılaşmayı ve seramikle tanışmamızı Pino'nun kelimelerinden okuyabilirler. O günden dün geceye kadar geçen zamanı Pergamon çağı diye adlandırmak çok da yanlış olmaz. Herşeyden önce, kabuğunu kırıp bir topluluk toplantısına bile gidemeyen ben, aynı gün tanıştığım iki kişiyle seramik kursuna gittim ve bırakmadım. Yıllardır alışkın olduğumdan farklı, bambaşka insanlarla tanıştım, özlemini çektiğimi farkettiğim sohbetler yaptım. Seramikten güzel şeyler çıkarabildiğimi görüp mutlu oldum. Süreçten keyif alamayan, üstüne kötü sonuçlara tahammülü az bir insanken fırında patlamış işime üzülmediğimi gördüm. Dünyamı genişlettiğimi hissettim, haftada 3 saat sanki çok uzak bir memlekete gidip gelmek gibiydi Pergamon'da geçen saatler. Ve Pergamon'a gitmek bir dost evine uğramaktan hiç farklı olmadı.

Seramik maceramız farklı bir ev sahibiyle başka bir çatı altında ama gerisi aynı kalan bir ekiple devam edecek. Pergamon'da ve Pergamon yaşamımdayken onun dışında yaşadıklarımsa mavi torbamın içinde hep benimle olacak.

4 yorum:

Pınar dedi ki...

Yaşasın günlüksüt'cüğüm geri dönmüş!!! Sana şımarıp desem ki bana da seramikten tabak çanak bir şeyler yapsan, ben onu yazın Türkiye'ye geldiğimde alsam senden, sonra beraberimde geri götürsem masama koysam habire bakıp bakıp mutlu olsam...Hayaller, hayaller :)
Çok sevindim tekrar yazmaya başladığına, arada gelir gider bakarım artık...
Sevgiler canım,
Pinar

günlük süt dedi ki...

Ne demek Pınarcım, istersen özel sipariş bile verebilirsin :) Artık blogu orta sıklıkta güncellemeye karar verdim, arada geldiğinde birşeyler bulma şansın yüksek yani :D Öpüyorum canım, kendine çook dikkat et..

Unknown dedi ki...

Özgecim üzülme, pergamon çağı bitti white house günleri başlıyor :D
Ekip aynı olduktan sonra korkma, kapatırız kapımızı keyfimize bakarız :))

günlük süt dedi ki...

Haklısın Pinocum, kim tutar Ebeşuar Takımını :)